30 Kasım 2010 Salı

Türkiye’de eşcinsel olmak

Onlar “Adı yok, küfrü var” parçamız bizim… Sürekli saklanmaya; evde, okulda, işte, sokakta, askerde, hatta yatakta “miş” gibi yapmaya zorlanan arkadaşlarımız bizim. Kimimizin kardeşi belki, kimimizin çocuğu, hatta belki babası, belki de kocası kimimizin… İçimizden en eşitlikçi görünenin, ayrımcılığa karşı en fazla konuşan, yazan, çizenimizin ağzında bile, hakarete dönüşmek an meselesi onlar için. Ayıplanmaya, aşağılanmaya, “anormal” muamelesi görmeye en çok alışıp alıştırdıklarımız onlar; cehaletimizin, husumetimizin, hiddetimizin, hoyratlığımızın, vahşetimizin, şiddetimizin en popüler nesneleri. Onlardan birinden, Anadolu’nun küçük kadim bir ilçesinde yaşayan eşcinsel bir erkekten mektup aldım üç gün önce. Cevap yazdım; sonra bir mektup daha aldım. Onun izniyle, çok özel bazı bölümleri hariç tutarak, adını adresini kendime saklayarak, o mektupları yayımlıyorum bugün… İyi bayramlar. 


Haberin Devamını Okumak İçin ...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder